Psikoloji

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nedir?

Travma sonrası stres bozukluğu açıklayabilmek için öncelikle travmanın ne demek olduğuna ve insan psikolojisi üzerindeki etkisine bir bakmamız gerekmektedir.Travma kavramı kişinin ruhsal ve bedensel varlığını, bütünlüğünü çok değişik biçimlerde ve ciddi oranlarda sarsan her türlü olay için kullanılmaktadır. Mesela çocuk için annesinin erken yaşta yitimi büyük bir travmatik olaydır. Ruhsal travma bireyi sarsan, korkutan ve çaresiz hissettiren oldukça güç bir durumdur. Aynı zamanda travmalara genel olarak beklenmek zamanda ve beklenmedik şekilde gerçekleşmektedir. Bu zamn belirsizliği ve aniden gerçekleşme en büyük korkuyu ve kaygıyı yaratır. İnsan olarak yaşamda birçok farklı olaya maruz kalırız ancak her istenmeyen olay travma sayılmaz. Bir olayın travma adını alabilmesi için iki ana olguya ihtiyaç vardır. Bunlar:

  • Beklenmedik şekilde meydana gelerek kişide yoğun kaygı, korku ve çaresizlik hissi yaratması
  • Bireyin kendisinin ya da akranının ölüm veya ciddi yaralanma riski varsa

İşte başa gelen bir olayın ruhsal travma sayılması için bu iki nedeni içinde barındırma gerekmektedir. Travma kavramının ne olduğuna kısaca bir giriş yaptıktan sonra son olarak bir örnekle konuyu netleştirelim. Örneğin kişinin yakın olarak tanıdığı değer verdiği birinin uzun zamandır hasta olması ve belirli bir süreden sonra ölmesinin ruhsal travma yaratması pek beklenmezken , kişinin değer verdiği yakının bir anda aniden yitimi büyük ruhsal travmaya sebep olabilmektedir.

İlginizi çekebilir: Panik Bozukluk Nedir? Nedenleri ve Tedavisi?

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Neden Olur?

Ruhsal travmatik olayların yaşanmasına bağlı olarak yaşanan korku, kaygı ve çaresizlik duyguları kişide uzun süreli devam ederek ciddi ruhsal bozukluklara sebep  olmaktadır. Beklenmedik olağandışı olaylar olan savaş, doğal afet, ağır kazalar, saldırıya uğrama, tecavüz, başklarının vahşi şekilde öldürülmesine tanık olma, işkence gibi travmatik olaylar yaşayan herkeste korku ve çaresizlik hisleri yaşanması normaldir. Böyle bir yaşantı sonrasında bu belirtiler bir süre içinde azalarak kaybolmaktadır. Ancak bazı durumlarda bazı kişiler bu yaşanan travmalara bağlı oluşan belirtilerle başaçıkamaz ve zamanla azalma yerine bu korku, kaygı ve çaresizlik hisleri giderek kötüleşir.Travma sonrası stres bozukluğu kişinin yaşadığı travmayı atlatamaması ve travmaya bağlı meydana gelen olumsuz duygulanımların devamlılık göstererek kişinin sosyal hayatında bozulmalara sebep olmasıdır.

İlginizi Çekebilir:  Özgüven Eksikliği Nedir? Nasıl Tedavi Edilir ?

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Belirtileri

Travma sonrası stresi bozukluğu yaşayan kişilerde travmatik olay etkisi beklenenden çok daha uzun sürmekte ve kalıcı hasarlar bırakmaktadır. Bu tip insanlarda travmatik olay sürekli tekrardan yaşanıyormuş gibi hissedilir ve bir türlü olay göz önünden uzaklaştırılamaz. Bu kişiler yaşanan travmatik olayı sık sık uyku sırasında kabus olarak görürler ve rahatlamak onlar için artık çok uzak bir ruh hali olur. Günlük hayatın sıradan ve basit olaylarına aşırı tepki verme veya eskiden kolaylıkla yapılan konsantre gerektiren işlerde başarısızlık ve dikkatsizlik sıklıkla gözlenne bulgulardır. Genel olarak travma sonrası stres bozukluğu üç ana kategoride incelenmektedir. Bunlar ;

Travmatik vakayı tekrardan yaşama: Travmatik olayı anımsatan bir uyarıcıyla karşılaşan birey olay sanki yeniden yaşanıyormuş gibi hissedip o şekilde davranabilir. Travmatik yaşantıyla ilişkili canlı görsel semboller ve o anda yaşanan bedensel tepkilerin hissedilmesiyle beraber olayı tekrardan yaşantılama durumu meydana gelir.

Kaçınma belirtileri: Travmatik yaşantıyı anımsatan her çeşit etkinlik, mekan ve kişilerden kaçınma yaşanabilir. Bu kaçınma davranışı genellikle bilinçli olarak yapılır. Sevdiklerini yitiren insanlar yeniden sevme ve bağlanma durumlarıyla karışı karşıya kaldıklarında  korku hissetmeleri sebebiyle insanlarla yakın ilişkiler kurmaktan uzak durup kaçınırlar. Felaketlere maruz kalan kişiler, yaşadıkları olayları sanki böyle bir yaşantıyı yaşamamış olan diğer insanların onları anlayamayacağını düşündükleri için travma sonrası içe kapanık yaşarlar ve  çevresindekilere karşı yabancılaşma sergilerler.

Artan uyarılmışlık: Bu durumda olanlarda uyku bozuklukları göze çarpmaktadır. Uykuya dalmakta veya uykuyu devam ettirmekte zorluk yaşanır. Uyku hali kabuslarla bölüneceği için kabus görmemek adına uyumaktan uzak durma uyumak istememe de görülebilen tablolar arasında bulunmaktadır. Aynı zamanda bu kişilerde ses, dokunma, ışık gibi uyarıcılara karşı aşırı irkilme tepkisi gösterme, solunum güçlüğü, kalp çarpıntısı, yerinde duramama gibi aşırı uyarılmışlık belirtileri de görülebilir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Nedenleri

Bu bozukluğun oluşumunda birtakım psikolojik teoriler nedenler sunmaktadır. Bunlara genel olarak bakacak olursak şöyledir:

Dinamik görüş:  Bu görüşe göre travma sonrası stres bozukluğu daha önceden var olan, yatışmış ancak çözülememiş psikolojik bir çatışmayı tekrardan harekete geçirmektedir. Ağır bir travma yaşantısı sonrasında en sık ortaya çıkan psikolojik durumları şu şekilde belirtilmiştir:

  • Kederli hissetme ya da yas durumu
  • Yaşamda var olmaya yönelik suçluluk duygusu
  • Yıkıcı olan dürtüler, öfke duymakla birlikte öfke duygularına karşı suçluluk duygularının görülmesi
  • Hissedilen çaresizlik duygusuna yönelik utanç duyma
  • Kurban seçilme korkusu
  • Travmatik durumun yeniden yaşanacağına ilişkin yoğun korku
  • Travmayı yaşatan kişiye ilişkin şiddetli öfke hissi
İlginizi Çekebilir:  Panik Atak Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Bilişsel görüş: Bişsel görüşe göre günlük yaşamın dışında beklenmedik ve farklı bir olay olan travmanın, bu özellikleri nedeniyle  kabuslar ve inkar etme yoluyla travma hadisesinin zihinde yeniden yaşandığı düşünülmektedir. İnsanda var olan benlik saygısı ve güven duygularını ilgilendiren birtakım temel inançların yok edilmesi travma sonrası stres bozukluğunun meydana gelmesinde bir etken olarak etki etmektedir.

Koşullanma görüşü: Kaçınma ve korku davranışlarının insanın koşullama ile öğrendiği tepkiler olduğunu ve travmaya bağlı otomatik ortaya çıktığını öne süren davranışçı modeldir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Yaşayanlarda Görülen Sorunlar

Olumsuz yaşam olayları: Travmatik bir olaya maruz kalan insanlarda yeni kişilerle tanışma ve sosyal ilişkiler kurma gibi konularında problemler yaşanır. Bu kişilerin aile içi sorunlar yaşama ve işsizlik yaşama ihtimalleri de daha yüksek olmaktadır. Bütün bu durumlar maddi ve sosyal bakımdan birtakım zorluklara sebep olarak travma sonrasındaki stres belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açar.

Sosyal yardım azlığı: Travmanın neden olduğu fiziksel durumlar (evlerin yıkılması, iş kaybı,değer verip sevilen kişilerin yitimi,) ve ruhsal sıkıntılar (sosyal çevreden uzak durma, sosyal ilişki kurmada isteksiz olma ve yetersizlik, ümitsizlikle birlilkte öfke duyguları ile yardım istememe) nedeniyle sosyal yardım açısından kayıp durumları yaşanabilir.

Yanlış başa çıkma tutumları: Yaşanan travmatik olayla baş etmeye yönelik kullanılan farklı yöntemler kimi zaman hoş olmayan durumlara yol açabilir. Başa çıkma tutumları aktif (yaşanan olay sonucu durumu veya olay sonuçlarını değiştirmeye çalışmak) ve pasif ( sıkıntılardan kaçınma, hoşa gitmeyen olay sanki hiç olmamış gibi davranma) olarak iki gurupta incelenebilir. Bu alanda yapılmış olan çalışmalarda kaçınma olarak başa çıkma ile travmadan sonra meydana gelen ruhsal sıkıntılar arasında güçlü bir bağ olduğu saptanmıştır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Toplumda Görülme Sıklığı

Son zamanlarda dünyada yaşanan doğal afetler ve tecavüz vakaları büyük artış göstermiştir. Giderek yaygınlaşan olumsuz durumlarda insanlarda travma yaşama olasılığı artırmaktadır. Depremler, yangınlar, hava olayları heme hemen dünyanın her yerinden her sene birçok kayıp yaşatmaktadır. Bununla birlikte ülkemizde trafik kazaları, kontrolsüz araç kullanımı nedeniyle veya dikkatsizlik gibi nedenlerle çok sık olmaktadır. Tüm bu yaşanan olumsuz durumlar kişiler üzerinde aniden ruh dalgalanmalarına sebep olup hem kayıp yaşatmakta hem de kalıcı ruhsal hastalıklar bırakmaktadır. Öneğin 1999 depremi insanlar üzerinde derin izler bırakmıştır. Yine 2014 senesinde yaşanan Soma maden faciası bireyin ve toplumun yakınlarını kaybetmesine, büyük acılar çekmesine, sakat kalma, ağır yaralanma gibi durumlara yol açmıştır.

İlginizi Çekebilir:  Depresyondan Kurtulmanın Yolları Nelerdir?

Travma sonrası stres bozukluğunun cinsiyetlere göre dağılımı ve görülme sıklığı yapılan araştırmalarca belirlenmiştir. Kadınlarda en yaygın görülen travma olayları arasında cinsel saldırılar ve tecavüz yer almaktadır. Erkeklerde en yaygın karşılaşılan  travma çeşitleri  ise savaş yaşantısı, fiziksel saldırılar ve çeşitli kazalardır. Başka insanların yaşadığı travmayı öğrenme, doğal afete maruz kalma, yakınların ani ölümü gibi olaylarla ilgili olarak cinsiyet farkı saptanmamıştır. Yürütülen birçok araştırma verilerinin sonucunda travma sonrası stres bozukluğunun bir kişide yaşam boyunca görülme ihtimali  %1 ile %9 oranları arasında belirlenmiştir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Tedavisi

Travma sonrası stres bozukluğunun tedavisinde  öncelikle yapılması gereken bu hastalık tanısının kesinleştirilmesidir. Travmatik olayın kişide önceden var olan psikolojik sorunların durumunu tetikleme olasılığı da göz önünde bulundurulmalıdır. İlaç tedavisi ve psikoterapi iki ana tedavi yaklaşımıdır. Çoğunlukla her iki tedavi yönteminin birlikte uygulanmasının, tedavi başarısını ve işlevsellik düzeyini arttırdığı kabuledilmektedir.

İlaç Tedavisi:

Bu bozuklukta kullanılacak ilaç seçilirken , sadece travma sonrası stres bozukluğu belirtileri  değil, eşlik eden diğer psikiyatrik hastalıkların, varsa geçmiş hastalık dönemlerindeki tedavi yanıtının, ilaç etkileşmelerinin, yan etkilerin ve hastanın fiziksel durumununda dikkate alınması gerektiği  mutlaka göz önünde bulundurularak ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Uzmanlar sadece ialç tedavisi değil bununla birlikte psikolojik destek alımının da büyük önem taşıdığını vurgulamaktadır.

Psikolojik Destek:

İlaç tedavisinin yanında, hastayı rahatlatacak, gevşetecek, korku ve endişelerini azaltacak psikoterapötik tedaviler de tedavi yaklaşımında önemli bir yere sahiptir. Günümüzde travma sonrası stres bozukluğunda en çok davranışçı terapi modelleri tercih edilmektedir. Bu alanda en çok kullanılan ve en yararlı olan alıştırma yöntemidir. Hasta travmatik olayla çağrışım yapan herhangi bir yer, eşya ya da kişiyle karşılaştığında belirgin tedirginlik yaşandığından bu gibi durumlardan kaçınmayı yeğler. Alıştırma tedavisinde ya zihinde ya da gerçek yaşamda giderek artan biçimde karşılaşarak bu durumlara bir duyarsızlaşma oluşturulmaya çalışılır.

Göz atabilirsiniz: Panik Atak Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Bunun yanı sıra zihinsel olarak travmanın anlamı ve  önemi, insan üzerindeki etkilerinden bahsedildikten sonra bu tür bir yaşantının üstesinden gelmesi için hastanın yeni bakışaçıları geliştirmesine yönelik çalışılır. Ağır travmaya maruz kalmış kişilerin anılarını dinlemek, olayı ayrıntılarına varana kadar anlattırmak, boşalmayı sağlamak da kuşkusuz bu tedavinin önemli bir yanıdır. Bunu yaparken hastada gevşeme ve kaygıyı azaltma yöntemleri de uygulanabilir.


Daha Fazla Göster

DR. ONUR

1995 Adana doğumlu olan Onur Kalsin, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi olarak araştırma yapmayı ve içerik üretmeyi seven biridir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın


Başa dön tuşu
Kapalı