Doğum Sonrası Anneler İçin Yaşam

Doğum Sonrası Anneler İçin Yaşam
23.07.2019
140
A+
A-

Doğum her anne için yeni bir başlangıçtır. Uzun ve masalsı olan bu serüven içinde kimi zaman neşe kimi zaman öfke kimi zaman heyecan barındırır. Nitekim zor zanaattır bebek büyütmek. Annelik iç güdüleri hamilelik haberi alınır alınmaz kadınların içine yerleşir ve anne adayları bebeğini korumak için elinden gelen her şeyi yapar. Doğum sonrası metabolik ve fiziksel değişimler, bebeğe adapte süreci, çevreden gelen yorucu sözler birçok kadını yıpratır, manevi olarak olumsuz etkiler. Anne olduk dediysek kadınlığımızdan ve kişiliğimizden vazgeçtik demedik yahu! Bu yazımızda doğum sonrası biz kadınları bekleyen konulara ve bu konularla başa çıkmak için uzman tavsiyelerine değinmek istedik.

DOĞUM VE HEMEN SONRASI

Doğumunuzu ister normal olarak yapın ister sezaryen olarak yapın ağrı yaşanacak olan bir dönem mevcuttur. Normal doğumda ağrı yok diyenlere yanıtım şudur: Saatler süren sancılar ve açılmak bilmeyen rahim ağzı anne adayının üzerinde çok büyük bir baskı unsurudur. Sezaryen doğum şekli ise apayrı bir zorluk. Her ne kadar günümüzde sezaryen doğumu rahatlatacak bazı teknolojik gelişmeler uygulansa da anne adayı cerrahi bir operasyon ve anestezi süreci geçirmektedir. Eğer şanslı iseniz ve kasılmalarınız sık ve güçlü ise çok kısa sürede normal doğum yaparak bebeğinizi kucağınıza alabilirsiniz. Aynı şekilde normal doğum sonrasının toparlanma süreci de sezaryen doğumlara göre çok daha kolay olmaktadır. Üstelik normal doğum sonrasında hastanede konaklamaya gerek kalmadan doğumdan sadece birkaç saat sonra bebeğinizi kucağınıza alarak hastaneden çıkış yapabilirsiniz. Ancak sezaryen doğumlarda ise maalesef ki bir günlük hastane yatışı zorunludur. Üstelik çiçeği burnunda annelerde ameliyat kesisi olduğu için bir süre ağırlık kaldırması ve eğilip kalkması tavsiye edilmez. Şimdilerde çoğunlukla estetik dikişler uygulansa bile ilk hafta ve birinci ay sonunda bir kez olmak üzere kesi yeri kontrolü mutlaka sağlanmalı ve bu bölgenin bakımı operasyon sonrasında mutlaka yapılmalıdır.

FİZİKSEL GÖRÜNÜM

Doğum sonrası kilo verememek her anne adayını korkutur. Bu sebeple birçok anne adayı hamilelik boyunca dengeli yemeye çalışarak kilo kontrolü sağlamaya çalışır. Normal doğum yapan anneler sezaryen ile doğum yapanlara göre çok daha çabuk eski hallerine dönebilirler. Arkadaşlar şunu söylemeden geçemeyeceğim ki her annenin sıklıkla şikâyet ettiği doğum kiloları bir seneden önce sıfırlanmıyor. Doğum yapınca hemencecik gitmesini istediğimiz kilocukları biz de bir ayda almadık ki canım. İşin şakası bir yana artan kan hacmi, süt dolan göğüsler ve kendini toparlama sürecine giren rahime lütfen biraz zaman verelim. Her ne şekilde doğum yağmış olursak olalım bol su içip, bebeğimizle kısa süreli yürüyüşlere çıkmak vücudun kendini toparlamasını hızlandıracak olup aynı zamanda taze annemiz ve bebeği için ruhsal anlamda olumlu ilişkiler kurmalarına yardımcı olacaktır.

RUHSAL SIKINTI- LOHUSALIK SÜRECİ- DEPRESYON

Doğum sonrası süreç her anne adayı için zordur. İlk günler emsin diye uğraşırsın, sonra uykusu düzene geçsin der durursun. Ama bunlar da yetmez eş, dost, akrabanın sözleri ile uğraşırsın. Eve gelip çocuğa canlı bomba gibi bakan baba ile bebeği birbirine alıştırmaya çalışırsın. Evin yemeği, temizliği derken bir bakarsın çocuk uyanmış. Anne için günler böyle akarken birdenbire hayat çekilmez, saatler geçmez oluverir. Bizler buna lohusalık diyoruz. Çekemeyen baba tarafı bu kadın depresyona girmiş deyiverip hastalığı üstümüze etiketliyor. Ama korkmayın kızlar, bunların hepsi geçici. Ben buna alışma süreci diyorum, çocuklu hayata merhaba. Süslenip püslenmek, dışarda azıcık arzı endam etmek, biraz vitrinlere göz gezdirmek de kadınlığının şanındandır. Biraz zaman geçsin bu halinize döneceksiniz. Bu süreci en rahat atlatma yolu çocuk uyuduktan sonra ilk iş olarak kendinize vakit ayırmak. Kendinizi sevin, aynada görüntünüzle uğraşın, makyaj yapın, en sevdiğiniz elbiseleri giyin ve hatta sevdiğiniz neşeli bir müzik açın. Emin olun ki hem sizin ruh haliniz değişecek hem de bebeğinize daha pozitif enerjiler verebileceksiniz.

İlginizi Çekebilir:  Çocuklarda Öksürüğe Ne İyi Gelir?

ANNE SÜTÜ SORUNSALI

Hamile olup da acaba doğum yapar yapmaz sütüm gelecek mi diye düşünmeyen anne adayı yoktur sanırım. O süt buraya gelecek! Normal doğum yapan anne adaylarında anne sütü daha kolay gelmektedir. Bunun sebebi de doğum sancıları sırasında beyne bebek geliyor sütü hazırla sinyalinin giderek süt üretiminin sağlanmasıdır. Prolaktin hormonu anne sütünden sorumlu hormon olup beyin tarafından salgılanarak süt kanallarını harekete geçirmektedir. Biz kadınlar korksak da korkmasak da anne sütümüz doğumdan 3 veya 4 gün sonra hazır bir şekilde süt kanallarımızda bebeğimizi için hazır ve de nazır olacaktır. Özellikle ağız sütü adı verilen ve ilk günlerde gelen hafif sarımsı sütün besin değeri çok yüksek olup mutlaka bebeğe verilmelidir. Unutmayın ki bebek emdikçe süt kanalları genişleyecek ve daha fazla süt gelecektir. Lütfen ütüm gelmiyor diye su, şekerli su veya mamaya yönelim yapmayalım. Bu gibi gıdalar bebeği anne sütünden uzaklaştırır ve erken ek gıdanın yolunu açmış olur. Doğum anından itibaren çocuklar kendilerine 3-4 gün yetecek kadar su ile doğmuş olduklarından sütünüzün az veya çok olduğunu önemsemeyin. Sık sık bebeği memeye yaklaştırarak emmesini sağlayın. Bunlar yaşanması muhtemel olaydır. Yalnız değilsiniz.

İlginizi çekebilir: Yenidoğan Sarılığı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

KORKULU RÜYA: MEME BAŞI YARALARI

Emzirmek güzel şey ama şu memedeki yaralar olmasa. Doğum sonrasında hemen görülebildiği gibi emzirme devam ettiği her dönmede de görülebilen meme başı çatlakları birçok annenin kâbusu durumundadır. Birçok zaman annenin bebeğine süt vermek istememesine bile yol açabilen çatlaklar çoğunlukla yanlış emzirme pozisyonundan kaynaklanır. Bebeğe memeyi tuttururken sadece meme başı verilmemeli areola adı verilen kahverengi kısım tutturulmalıdır. Aksi takdirde meme başı zedelenir ve yarıklar gelişir. Bebek sürekli emme ihtiyacı duyduğundan ötürü meme bir türlü kendini toplayamaz ve bu durum müzminleşir. Bu durumu önlemek adına öncelikle doğru emzirme pozisyonu bulunmalı ve sonra meme başı için uygun dermokozmetik krem veya zeytinyağı ile masaj uygulanmalıdır. Masaj sonrasında öteki göğüs bebeğe verilerek sorunlu meme dinlendirilmelidir. Bu durum sırasıyla her iki göğse de uygulanabilir. Sütün fazlası kanallardan sızıntı yaptığından göğüs pedi kullanımı meme başı çatlaklarını en aza indirgeyecektir. Enfeksiyonlardan korumak için de meme bölgesini emzirme öncesinde ve sonrasına yıkayıp kurulamak da ayrıca rahatlatıcı bir çözüm olacaktır.

İlginizi Çekebilir:  Yeni Doğan Bebeğin Sarı Renk Kusması

DOĞUM SONRASI BESLENME

Annelerin doğum sonrasındaki süreçte yeme içme düzenlerinin oturması hem kendi sağlıkları açısından hem de bebeğin beslenmesi açısından oldukça faydalıdır. Hemencecik kilo vereyim diye dengeli beslenmeyen anneler bir süre sonra kilo vererek yerine aldıklarını göreceklerdir. Çünkü emziren bireylerde süt oluşumu için ekstra kaloriye ihtiyaç olup emzirme süreci de kilo vermeye yardımcı bir olaydır. Gün içerisinde ortalama 3 litre su alınmalı, kalsiyum içeren gıdalar sıklıkla tüketilmeli, meyve tüketimi yeterli düzeyde olmalıdır. Dengeli beslenmeyen anneler doğumdan kısa bir süre sonra bazı besin yetersizlikleri ile karşılaşıp sağlık problemleri yaşayabilirler. Örneği demir eksikliğine bağlı saç dökülmesi, kalsiyum eksikliğine bağlı olarak vücutta genel yorgunluk, D vitamin eksikliğine bağlı olarak kemik ağrıları yaşanabilir. Bu sebeple haftada 3 gün protein içeren et ve et ürünleri, tahıl ve bakliyat öğünlerde kullanılmalı, gaz yapan yiyeceklerden uzak durulmalı, sıvı alımına dikkat edilmelidir. Hamilelik dolayısıyla azalan rezervlerin tekrar yerine gelebilmesi için doğum sonrası dönemde de hem anne hem bebek sağlığı için dengeli beslenmeli bol vitaminli gıdalar tercih edilmelidir.

İlginizi çekebilir: Ek Gıdalara Ne Zaman Başlamalı?

İLAÇ KULLANIMI VE EMZİRME

Emziren anneler hasta olmamak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Çünkü ilaç kullanımı hamilelikte olduğu gibi emzirme süresinde de pek tavsiye edilen bir durum değildir. Ancak siz siz olun, lütfen zaten ilaç kullanamayacağım diye doktora gitmemezlik yapmayın. Daha ilerlemiş sorunlara yol açmamak için muayenenizi olun ve doktorun sizi yönlendirmesini bekleyin.

ANNE VE BEBEĞİN UYKU DÜZENİ

Bebekle ilk doğdukları zaman neredeyse 16-18 saat arasında uyku halindedirler. Bu süreçte uyku düzenlerinin ilk bölümü oturmaya başlar. Anne sütü vermek ve bebeğinizin altını değiştirmek dışında lütfen bebeğinizi uyandırmayın. Aksi takdirde bebeğin uyku düzenini bozmuş olursunuz. Yine de bazı bebeklerde uyku düzeninin oturması ilk iki ay içerisinde gerçekleşebilmektedir. Gaz sancıları olan bebekler olmayanlara göre uykuya daha zor dalmakta ve gaz sancılarından ötürü daha kısa süreli uyumaktadırlar. Bunların hiçbiri anneleri ve anne adaylarını korkutmasın en baba gaz sancısı bile 6. aydan sonra bitmektedir. Ailelere uyku düzeninin oturması için bebeği koltuk, minder, puset gibi yerlerde yatırmak yerine kendi yatağında uyutmak bebekte hem uyku bilincinin oluşmasına yol açacaktır hem de daha uzun süreli uykuya dalmasını sağlayacaktır. Bunun yanı sıra alttan çalınacak olan hafif müzikler bebekleri yatıştırarak beyne rahatlama sinyali göndermekte ve uykuya geçişi hızlandırmaktadır. Deneme yanılma yöntemi ile kendi müziğinizi bulabilirsiniz. Kimi bebekler klasik müziklerle rahatlama yaşarken kimi bebekler anne karnındaki sesi anımsattığı için elektrik süpürgesi, fön vb. araçların sesleri ile uyuyabilmektedirler.

İlginizi Çekebilir:  Sarılık Hastalığına İyi Gelen Yiyecekler

ANNE BABA İLİŞKİSİ

Ebeveyn olma durumu çok güzel ama ilk aylarda eşler arasında açılan makas kişileri çoğu zaman ürkütücü düşüncelere sevk etmektedir. Anneni kendini toparlama süresinde yaşadığı buhranlara bebeğin verdiği yorgunluk da eklenince baba ile olan ilişki çoğu zaman çıkmaza girmektedir. Hamilelik süresinde bile en cici halleriyle kapıda karşılamalar bitmiş, soğuk anahtar ele gelmeye başlamış, evde viyak viyak bir ağlama sesi babaları da yavaş yavaş korkutmaya başlamıştır artık. Anneyi kendi haline bırakarak “kadının başına bir de ben dert olmayım” düşüncesi anne de “kocam benden uzaklaşıyor” oalrak görünmektedir. Bu sebeple her zaman olduğu gibi lütfen doğum sonrası eşler için mutlaka konuşun diyoruz. İki insan için birbirini anlamanın en yi yolu iletişimden geçmekte olduğundan boş olduğunuz tüm zamanlarda konuşun. Konuşamıyorsanız birbirinize yazın. Ne düşündüğünüzü ne hissettiğinizi, o yokken nelere üzülüp nelere sevindiğinizi anlatın. Yoksa kimse ötekini halini bilemez.

DOĞUM SONRASI DOĞUM KONTROL

Kadınların en büyük kâbusu daha birinci çocuğu büyütememişken ansızın ikinciye hamile kalmaktır. Hem metabolizmanın hem vücudun kendini toparlaması açısında zorluklar yaşatacak olan bu durum aynı zamanda anne adayını da fiziken, ruhen ve madden de ayrı ayrı zorluklara sokacaktır. Eğer bu yönde olumlu bir düşünceniz yok ise doğum sonrasında kanallarınızın açık olduğunu ve hamile kalmak için herhangi bir engel olmadığını bilin istedim. Gebelik kontrolü ve planlama için doktorunuzla veya aile hekimliklerindeki gebelik planlama ve izlem üniteleriyle görüşüp kendiniz için en uygun yöntemi kullanabilirsiniz.

Unutmayın ki sağlıklı anneler sağlıklı bireyler yetiştirir. Sağlığınızdan ödün vermeyin, düzenli olarak kontrollerinizi yaptırın.

YORUMLAR

  1. Aslıhan Demir dedi ki:

    Doğum sonrasında mutlaka okunması gereken bir yazı teşekkür ederim.